Back

Enflasyon yaban otu gibi alım fiyatı bir arpa boyu

Story illustration

AKP iktidarının tarımda uyguladığı ‘bitirme’ politikalarıyla üretici bataklığa çekildi. Borçla üretmeye devam edemeyen üretici arazilerini şirketlere bırakırken üretmekten başka çaresi olmayan yurttaşlar, içerisinde olduğu müşkülatı iktidar cenahına bir türlü duyuramadı. Tarımı hiçbir anlamda bilmediğimi inciri saksıyla toprağa ekmeye çalışarak halka açıkça gösteren Tarım Bakanı, kendi hatasından protokol ekibini suçlu tutup işten çıkarırken iktidar da kendi eliyle dibe çaktığı ekonominin beledini çiftçiye ödetti.

Pandemiden bu yana tarımsal girdi enflasyonu yaban otu gibi büyürken üreticinin alım fiyatları bir arpa boyu artmadı. Mazot, gübre, sulama ve işçilik maliyetleri katlanırken açıklanan alım fiyatları çiftçinin gelirini korumaya yetmiyor. Üretici de tüketici de aynı düzenin altında ezilirken tarla ile market arasındaki fiyat farkı büyüyor. Üretici ürettiği ürünü market raflarından en az 3-4 kat para vererek alabiliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 27,62 artarken tüketici enflasyonu yüzde 29,73’e ulaştı. Tarımda üretci enflasyonu eylülde yıllık yüzde 12,93 oldu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) eylül verileri ise üreticinin temel giderlerindeki artışın çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Mazotun yıllık fiyat artışı yüzde 70,7’ye, amonyum nitrat gübresinin yüzde 69,2’ye, diamonyum fosfat gübresinin ise yüzde 35,9’a ulaştı.

Artan üretim maliyetleri ve yetersiz kalan tarımsal destekler karşısında çiftçi üretimden koparılıyor. Şeker Dairesi verilerine göre 2016 yılında 105 bini aşan pancar üreticisi çiftçi sayısı 2025 yılında 76 bine kadar geriledi. Aynı dönemlerde 3 milyon 219 bin 533 dekarlık üretim alanı 2025’te 3 milyon 65 bin 844 dekara düştü. Veriler uygulanan tarım politikalarının üreticiyi korumakta başarısız olduğunu gözler önüne serdi.

PANCAR 62 KURUŞ ARTTI

Şeker pancarında 2026-2027 üretim yılı için açıklanan alım fiyatı, üreticinin beklentisinin gerisinde kaldı. Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (TÜRKŞEKER), kota tamamlama primi dâhil ton başına alım fiyatını 3 bin 100 liradan 3 bin 720 liraya yükseltti. Yüzde 20’lik artış, kilogram başına yalnızca 62 kuruşa denk gelirken 1 kiloluk şeker pancarının karşılığı 3,72 TL oldu.

Üreticiler ve ziraat odaları, artan girdi maliyetleri nedeniyle ton başına en az 4 bin 500 lira fiyat talep ediyordu.

ÇELTİKTE MALİYET BASKISI

Ülkede gıda güvenliği ve kırsal ekonomi açısından stratejik öneme sahip çeltikte de açıklanan alım fiyatları üreticinin beklentisini karşılamadı. Üreticiler, kilogram başına maliyetin yaklaşık 47 liraya ulaştığını belirterek yüzde 15 refah ve kâr payıyla birlikte ton başına 53-54 bin lira taban fiyat talep ediyordu.

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 55 randıman Baldo grubu çeltik için ton başına 45 bin lira, 58 randıman Cammeo için 43 bin lira, Toros için 41 bin lira fiyat açıkladı. 60 randıman Osmancık grubunda fiyat 38 bin lira, Ronaldo grubunda 35 bin lira, diğer uzun çeşitlerde ise 32 bin lira olarak belirlendi.

Baldo çeltikte fiyatın geçen yılki 40 liradan 45 liraya yükselmesi yüzde 12,5’lik artış anlamına gelirken Osmancık çeltikte 32 liradan 39 liraya çıkan fiyat yüzde 18,75 arttı.

ZEYTİNDE HASAT DURDU

Zeytin üreticisi, hasat döneminde düşen fiyatlar ve yükselen maliyetlerle karşı karşıya. Marmarabirlik’in 2025-2026 sezonu için açıkladığı fiyatlarda iri dane zeytinde tavan fiyat 160 lira, küçük dane zeytinde 55 lira, yağlık zeytinde ise 53 lira olarak belirlenmişti. Yeni hasat döneminde dane zeytinin kilogram fiyatı 80 liradan 50 liraya, yağlık zeytinin fiyatı ise 53 liradan 10-15 liraya kadar geriledi.

Tariş’in hasadın ortasına gelinmesine karşın alım fiyatını açıklamaması da üreticideki belirsizliği artırdı. Manisa’nın Akhisar ilçesinde şirketlerin alım fiyatlarını kademeli biçimde düşürmesine karşı üreticiler hasadı durdurdu. Geçen yılın afet ve zirai don kayıplarının ardından bu yıl rekoltenin yüksek olduğu ürünlerde dahi üreticinin kazancı güvence altına alınamadı.

ÜZÜM FİYATI DÜŞÜRÜLDÜ

Üzüm üreticisi de fiyat düşüşleri nedeniyle emeğinin karşılığını alamadı. TARİŞ, önceki yıllarda kilogramı 120 lira ve üzerinde olan çekirdeksiz kuru üzüm için bu yıl 80 lira avans fiyatı açıkladı. TMO’nun fiyatı ise 90 lirada kaldı.

Kalite derecelerine göre kuru üzüm fiyatları da geçen yılın gerisinde kaldı. Bu yıl 10 numara üzüm 100 liradan, 9 numara 95 liradan, 8 numara 90 liradan, 7 numara ise 85 liradan işlem gördü. Geçen yıl aynı kalite gruplarında fiyatlar sırasıyla 120-130, 120, 110 ve 100 lira seviyesindeydi. Şaraplık üzümün kilogram fiyatı da geçen yılki 16-18 liradan önce 11 liraya, ardından 7-8 liraya kadar düştü.

HUBUBATTA TABLO KARANLIK

TMO’nun haziran ayında açıkladığı 2026 yılı alım fiyatlarında buğdayın ton fiyatı 16 bin 500 lira, arpanın ton fiyatı 12 bin 750 lira oldu. Buğdayda yüzde 22,22, arpada yüzde 15,91’lik artış yapılırken aynı dönemde tarımsal girdi maliyetlerinin yıllık artışı yüzde 34,26’ya ulaştı. Yeşil mercimekte ise TMO, beş yıl aradan sonra ilk kez alım fiyatını güncelleyerek ton başına 32 bin lira açıkladı.

Ayçiçeğinde de fiyat artışları maliyetleri karşılamadı. Kurumlara göre kilogram başına alım fiyatları yüzde 11 ile yüzde 17,2 arasında artarken Çukobirlik ve Konya Şeker 37,50 lira, Karadenizbirlik ise 34 lira fiyat açıkladı. Konya Şeker’in vadeli alım fiyatı 38,50 lira oldu. Üreticinin 45-50 liralık beklentisinin altında kalan fiyatlar karşısında marketlerde 200 gram ayçiçeğinin 139 liraya satılması, tarlayla raf arasındaki uçurumu gözler önüne serdi.

***

ÇİFTÇİLERİN TEPKİSİ ÖRGÜTLENMELİ

Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent ERDEM

Türkiye, tarımsal üretimden çıkarılıyor. Bu, plansız bir süreç değil. Ülkenin ürün deseni değiştirilerek üretim, şirketlerin talepleri doğrultusunda şekillendiriliyor. Çiftçiler her yerde istedikleri ürünü ekemiyor; belirli ürünler için izin almaları gerekiyor. Yani üretim, belirli çıkarlar doğrultusunda planlanıyor. Üretici ise ne üretirse üretsin kazanamıyor. Bu, tarımın şirketlerin kontrolüne bırakılmak istendiğini gösteriyor.

Sorun yalnızca ürün fiyatlarıyla sınırlı değil. Önemli tarım alanlarında acil kamulaştırma kararları alınıyor. Mevcut üretim modeli sürdürülebilir değil. Çiftçilerin en büyük sorunlarından biri, yüksek girdi maliyetleri. Bu nedenle girdi kullanımını azaltan üretim yöntemlerine geçilmesi gerekiyor.

GIDA KONTROLÜ KAYBEDİLİYOR

Tarım, doğal koşullarına uygun biçimde yapılmalı ve üreticiler bu yönde teşvik edilmeli. İktidar bu dönüşümü desteklemiyor. Küçük üreticiler tarımdan uzaklaştırılırken Türkiye tarımı uluslararası tarım ve gıda şirketlerinin kontrolüne bırakılıyor. Böylece gıda üzerindeki toplumsal kontrol de kaybediliyor. Üreticinin tarımdan çekilmesi yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda bir talan süreci. Gıdanın şirketlerin kontrolüne geçmesi, toplumun gıdaya erişimini de tehdit ediyor. Çiftçilerin bu politikalara karşı örgütlü hareket etmesi gerekiyor. Bugüne kadar yüksek maliyetli endüstriyel tarım büyük ölçüde devlet destekleriyle sürdürüldü. Ancak çiftçilerin tepkilerini örgütlü bir mücadeleye dönüştürmesi, değişimin önünü açabilir.

Girdi maliyetlerini azaltarak üretim yapması, kendi tohumlarını kullanması ve alternatif üretim yöntemlerine yönelmesi de çözümün bir parçası. Bunun için siyasi irade ve destek gerekiyor. Tarımı politik bir sorun olarak ele almak gerekiyor.

***

ALIM FİYATLARI GİRDİYE YETİŞMEDİ

Girdi maliyetleri bir yılda %27,62 artarken tarım ürünlerinde açıklanan alım fiyatları enflasyonun çok altında kaldı:

Buğday geçen göre yüzde 22 artış yaşasa girdilere ulaşamadı.

Arpada yıllık fiyat artışı %15,91'de kaldı.

Kuru üzümde TARİŞ'in açıkladığı alım fiyatıyla üzüm geçen yıla göre %33,33 düşerken

Kuru üzüm TMO'nun açıkladığı alım fiyatına göre ise %25 azalış kaydetti.

Dane zeytinde alım fiyatı %37,50 düşüş

Yağlık zeytin alım fiyatı %81,13 düşüş yaşadı.

Ayçiçeği ise geçen yıla göre %11 ile %17,2 arasında artsa da girdilerin yanına yaklaşamadı.

***

GIDA ENFLASYONU MANŞETİ DE AŞIYOR

Tek adam rejimiyle bozulan gıda piyasası pandemiyle de büyük darbe aldı. Manşet enflasyon TÜİK’in verileriyle dahi dünya liderliğine oynuyor, gıda enflasyonunda ise Türkiye ile yarışabilen yok.

The full article is being collected. Available text is shown for now.

Back
Share this story

Get the daily newsletter →

Ask globalread.info

AI news & website helper
What would you like to explore?

I can find stories, explain headlines, or help you use globalread.info.

AI can make mistakes. Check the linked sources. Questions are sent to OpenAI.